alexa
Anno 2070
Anno 2070, hali hazırda oyuncuların oldukça dikkatini çeken ilerleyişe göre değişen doğal yapı ve dış etkenleri bir adım öteye taşıyarak kelimenin tam anlamı ile oyuncusuna sıfırdan yaratabileceği bir dünya sunuyor. Aldiginiz Anno 2070 CD Keyi geçerli bir UPlay hesabinizda kullanabilirsiniz ve ardindan oyununuzu indirebilirsiniz.
297
Detaylı İnceleme !
Ekin G.
2 Mart 2015 16:24
Anno serisi uzun yıllardır beğeni toplayarak ilerleyen, atmosfer açısından neşeli ancak çocuksu olmayan, oynanış açısından rahat fakat gevşemeyen ve hikaye açısından da basit ancak güzel kurgulanmış bir seri olmuştur.

Geçmiş çağlarda kurduğumuz medeniyetler, oradaki dünyaya neler sağladı, son durumları nedir bilinmez ancak biz onların kurulumu sırasında kesinlikle eğlendik. Aralarındaki çatışmalar, ticaret anlaşmaları ve dostluklarla iki oyun boyunca ilginç hikayelerin geliştiği bilinmeyen denizlerde ve o denizlere serpilmiş adalarda boğuştuk hayatın bu yeşeren mdeniyetlerinde.

İlk oyun olan Anno 1701’den sonra serinin ikinci oyunu bizi ilerisi yerine geçmişe götürüp 1404 yılına atmıştı. Bir ek paketten sonra üçüncü oyunun belki daha da geriye götüreceğini düşünmüş ya da en azından 1600’lü yıllara götürüp korsancılığın içine dalarız diye fikirler yürütmüştük. Bazılarımız ise üçüncü oyunun günümüz zamanında geçebileceğini ileri sürmüştü.
Lakin Related Desings ve Ubisoft Blue Byte her iki tahmini de boş çıkartarak bizi üçünü oyunla birlikte geleceğe götürdü ve karşımıza Anno 2070’i çıkarttı.

Hal böyle olunca oyunun ana teması ve mekaniği sabit kalsa da konsept tamamen değişti. Peki bakalım Ubisoft bu değişiklik ile iyi mi etti, kötü mü?

Zamanda yolculuk gibi birşey
Öncelikle oyunumuzun hikayesi hakkında kısa bir bilgi verelim. Esasında Anno 2070 bizi geleceğe taşısa da çok da uzak olmayan bir geleceğe yani yaklaşık 58 yıl sonrasına taşıyor. Sonunda kimsenin dinlemediği Al Gore haklı çıkıyor ve küresel ısınma bütün kutupları eritiyor. Bu yüzden deniz seviyeler oldukça yükseliyor ve en nihayetinde Everest zirvesi bile Everest tepesine dönüşüyor.

Elbette hal böyle olunca insanlık da en iyi yaptığı şeyi yapmaya çalışıp kendisini kurtarıyor fakat bu sefer eski Anno oyunlarına kıyasla daha sağlam olan teknolojinin nimetlerinden olabildiğince çok faydalanarak. 

İnsanoğlu demişken, herhangi bir felakette “Aman birleşelim, ama bütün olalım, birbirimizi üzmeyelim” diye atıp tutan insanoğlu, iş gerçekleşince yanındakini dahi tanımıyor. Zaten herkes güllük gülistanlık geçinirse nerede kaldı bizim oyunumuz değil mi?
Bu sebeple kısa zamanda fraksiyonlara ayrılıyorlar; The Eden Initiative (Ecos), The Global Trust (Tycoons) ve S.A.A.T. (Tech). 

Parantezdeki isimlerinden de anlaşılacğaı gibi Eco’lar çevreci kişilikler. Doğa anayı üzmemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Dolayısı ile şehirleri de uzun ömürlü oluyor ancak etkinlikleri fazla olmuyor ve çok yavaş genişliyorlar. “Yeşili sev, onu koru” mottosu taşıyan Eco’ların temel amacı doğayı ve onun dengesini olabildiğince korumak, şehirlerini de buna uygun şekilde kuruyorlar. Her ne kadar Eco’lar yavaş yavaş gelişseler de sağlam adımlar atıyorlar. Bu yüzden ekonomileri çok büyümüyor ancak dengede kalıyor ve oyuncuya bir nevi güven veriyor. Seamus Green adlı liderlerinin önderliğinde Eco’lar rüzgar ve güneş enerjisi gibi tertemiz enerjileri kullanmayı yeğliyorlar. Sağlıklı beslenip klsaik müzik dinliyor ve hem bedenlerini hem de zihinlerini korumaya çalışıyorlar. Bu nazik grup ekolojik dengeden çok yoğun bir şekilde etkileniyor. Dolayısı ile doğadaki negatif olaylar onları Tycoon’lardan çok daha etkiliyor. Öte yandan Tycoon’ların aksine onlar doğadaki pozitif enerjiden pay alarak kendilerine fayda sağlıyorlar. Dengeyi sağlamak adına ise bu grup ozon jeneratörleri ve hava değişim istasyonları kuruyorlar. 

Tycoon’lar ise bir nevi kapitalist çocuklar tarafı. Liderleri Skylar Banes olan bu adamlar endüstrinin tüm nimatlerini kullanmayı adeta kendilerine bir borç edinmişler ve olabildiğince hızlı bir şekilde büyüyorlar. Lakin onlarda da herşey güllük gülistanlık değil. Nitekim doğa ana da onları sevmiyor. Tycoon’lar azalan kaynaklar ve kirlilik gibi pis işlerle de uğraşmak zoruna kalıyorlar. Tycoon’ların motosu oldukça basit; enerjiyi bul ve kısa bir sürede çabuk kullanıma hazır et. Uzun çalışma koşulları sayesinde işçilerinizin cebi para görüyor ve daha iyi vergiler topluyorsunuz. Güç için kömüre ve nükleere güvenen Tycoon’ların ekolojik denge umurlarında olmadığı için doğadan hiçbir fayda göremiyorlar. Bu yüzden de ilerleyen zamanlarda CO2 rezervleri yapmaları gerekiyor.
The Tech grubu ise adından şaşılmayacak şekilde kendisini teknolojiye adamış kişiler lakin bu arkadaşlar bir nevi ara yolu bulma görevini üstlenmişler.

Tech’leri bir destek fraksiyonu olarak görmemiz mümkün. Ar-Ge konusunda oldukça faydalılar ve ellerinde hep en yeni ve en güçlü teknoloji bulunuyor. Bu kadar teknolojiye bağlı bir grup da emirlerini elbette bir yapay zekadan alacaktır. F.A.T.H.E.R adlı bu yapay zekanın da yardımı ile bu alanda kendilerine öncülük kuran grup anı zamanda su altında yaşayabilen tek grup. Bilimadamlarının oluşturduğu fraksiyon, ilerleyebilemek için su altındaki şehrilerden topladığı yiyeceklere ve enerji içeceklerine ihtiyaç duyuyorlar. Öte yandan oyun boyunca sizlere yardım eden E.V.E’in de mucidi bu halk.
Sergen B.
10 Mart 2015 14:09
Hepsini Senmi Yazdın Kardeşim Teşekkürler