alexa
Far Cry 3
FPS türünde büyük başarı yakaladığı Far Cry serisinin üçüncü oyunu ile takipçilerine merhaba demiş durumda. Far Cry 3, 2012 yılının Kasım ayında sunulmuş olmasına rağmen halen yoğun satış rakamlarına ulaşabilen ve kişilerin tek veya çok oyunculu fark etmeksizin aktif biçimde kullanmakta olduğu yapımlar arasında gösteriliyor. Far Cry 3 Cd Key 'i aldiktan sonra UPlay üzerinden aktif edebilirsiniz ve aldiginiz Far Cry 3 Cd Key ile aktif ettiginiz oyununuzu indirebilirsiniz.
137
Far Cry 3 (İnceleme)
Serhat Ç.
14 Aralık 2014 10:48
Bu orman kan kokuyor adamım

Her erkek hayatının bir döneminde saf aksiyon filmi izlerken o filmdeki karakter gibi korkusuz, savaşçı ve güçlü olmak ister. Film bittikten sonra kişi kendisini biraz daha o karakterin hayali ile yaşatıp daha sonrasında gerçek hayata geri döner.

Ben de bu tarz duygularla çok film izlemiş ve sonrasında etki altına girmişimdir. Özellikle sizi derinden etkileyen bir hikayesi ve sağlam anlatımı olursa o filmin etkisinden kurtulamazsınız lakin gerçek hayata döndüğünüzde kendinizin o karakterden çok çok uzaklarda bir yerde durduğunuzu fark edersiniz. Ben hala insanlığın büyük bir kısmının kötülüğü isteyerek yapmadığını, bir insanı öldürmenin dünyada yapılabilecek en kötü şey olduğuna inandığını düşünüyorum. Tıpkı Jason Brody gibi.

Hayata yeniden başlamak
Jason Brody, 20’li yaşlarında arkadaşlarınca sevilen bir delikanlı. Kendisinin bir büyük bir de küçük erkek kardeşi bulunuyor. Jason, iki kardeşi ve dört arkadaşı ile birlikte Güney Pasifik’te bir adaya tatil ve eğlence için gittiğinde yukarıda bahsettiğim konular hakkında eminim bir kez bile düşünmemiştir. Lakin hayat bazen ciddi anlamda pislik yapıp dünyanın en iyi adamını bile psikopat bir katile dönüştürebilir, dolayısı ile hali hazırda deli olan bir adama neler yapabileceğini siz düşünün.

Sky diving, şelaleden atlamalar, partiler, çılgın eğlencelerle geçen bir tatilin ardından Jason ve arkadaşlarının aklında psikopat Vaas ve diğer manyak korsanlarla karşılaşmak yoktu elbette lakin telefonumuza kaydettiğimiz o eğlenceli görüntülerden sonra kendimizi bambu ağaçlarından yapılmış bir kafeste büyük kardeşimiz Grant ile ellerimiz bağlı bir şekilde Vaas’ı dinlerken bulduğumuzda bu işin sonun iyi olmayacağını hissediyoruz.

Ubisoft, Far Cry serisinin üçüncü oyunu ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor ve bunun için bizleri epey bir zamandır hazırlıyor. Videolar, görseller, röportajlar derken aslında oyun hakkında pek çok bilgiyi hepimiz biliyoruz artık. Dolayısı ile benim size tecrübelerimi aktarmaktan fazla yapabileceğim bir şey yok. Öte yandan buradaki PS3 incelemesinden kısa bir zaman sonra oyunun bir de PC versiyonu için ayrı incelemesi olacağını düşünüldüğünde Far Cry 3’te anlatılacak değil de yaşanacak pek çok şey olduğunu söylemek mümkün.


Her masalın klasik bir kötü adama ihtiyacı vardır
Her şeyden önce Far Cry 3’ün en çok sevdiğim yanının hikaye anlatımı olduğunu söylemek isterim. Yalnız dikkat! Hikaye değil, hikaye anlatımı. Nitekim hikayemiz aslında klişe bir konudan geliyor fakat olayların anlatımı, karakterlerin kişiliklerini nasıl yansıttığı, yoğun duygu karmaşası oyunu sürükleyici kılan en büyük unsur.

Asker olan büyük kardeşi Grant’in gözleri önünde ilk defa bir insan öldürmesi, Jason’ı doğal olarak bir şoka sokuyor, lakin Jason ilk defa birisini öldürdüğünde ise aslında işlerin ne kadar çabuk ve duygusuz bir şekilde geliştiğini zor yollarla öğreniyor. 

Lakin beni esas etkileyen oyunculuğu Jason sergilemedi. Nitekim Jason’ın yüzü bizim için “yok” olduğundan dolayı onunla çok sıkı bir bağ kuramıyoruz öte yandan garip karakter Denis, kabile lideri Citra veya ciddi bir psikopat olan Vaas gibi yan karakterleri izledikçe oyunun size sunduğu o duygu yoğunluğunu ciddi anlamda yaşıyorsunuz.

Oyunun baş tasarımcısı Mark Thompson’la yaptığımız röportajda hatırlarsanız hikaye konusuna da oldukça büyük ilgi göstermiştik. Mark o röportajda bize “Bu oyunda yapmaya niyetlendiğimiz şey normal insanları alıp anormal bir durumun içine atmak. Onların dünyasını yok etmek ve o parçalanmış hayatlarını bir araya getirmeye çalışırken neler olacağını görmekti. Senin ya da benim gibi bir adam, arkadaşlarının kaçırıldığını, kardeşinin öldürüldüğünü ve Vaas gibi psikopat ile karşı karşıya kaldığını görürse ne olur? Bu tarz insanların hayatta kalma içgüdüsü onları ne kadar ileri götürebilir? O insanlar hayatta kalmak için, arkadaşını kurtarmak için öldürmek zorunda kalırlarsa ve hatta daha sonra sadece kendisini güçlü hissettirdiği için, ona kazanma hissini sağladığı için öldürmeye devam ederse ne olur?  Bütün bunlar “normal” kavramını ne yöne iter?” demişti. 

İşte oyunda aynen bu evreyi Jason ile yaşıyorsunuz. Ne yapacağını bilmeyen zavallı bir adamdan bir anda güç delisi, kendine güvenen hatta biraz da dozunu kaçıran bir adama dönüştüğünü adım adım yaşıyoruz.
Cevap bulunamadı.