alexa
Metin2
2005 yilinda Ymir Entertainment bünyesinde Kore’de hayatina baslayan Metin 2 , Gameforge 4D sayesinde, ülkemiz de dahil olmak üzere tüm Avrupa’da yogunlukla tercih edilen bir MMORPG halindedir. Metin2 Ejder Parasi , Gameforge üzerinden E Pin yani kupon bozdur bölümünden aktif edilebilir.  Metin2 Yang, CH4 Mavi krallik Köy gardiyanı yanında teslim edilmektedir.
260
Lanetlenmiş El (Hikaye)
Sergen B.
22 Mayıs 2015 08:41

3-4 senedir amatör hikaye yazan biri olarak oyuna tekrardan geri döndükten sonra oyun ile alakalı bir hikaye yazmaya karar verdim. Diğer hikayelerimi Wattpad'de yayınladığımda okuyanların çoğu beğenip güzel olduğunu söylüyordu. Ben şahsen fantastik türde daha iyi olduğumu düşünüyorum, Yüzüklerin Efendisi tarzı bir hikaye yazmıştım özellikle en iyi hikayem oydu bana göre. O yüzden bu hikayenin de iyi olacağını düşünüyorum. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar.

...
1. bölüm

Babasının ricası üzerine Krinto deniz kenarındaki bitkileri toplamak üzere yola koyulmuştu. Her zaman getir-götür işlerinde kullanılmasından nefret etse de, babasının ricasını kıramamıştı. Yavaş yavaş köyden çıkıp deniz kenarına doğru ilerliyordu. Chunjo krallığının Joan bölgesinin deniz kenarlarındaki bitkiler epey çoktu. İklimiyle alakalıydı bu. Ama köyde neredeyse Beak-Go harici kimse bitkiler ile ilgilenmiyordu. Krinto da babası Beak-Go'nun bu hobisini genelde gereksiz olarak görse de, geçen günlerin onları karanlık bir zamana bıraktığını fark ederek, cesur savaşçıların güçlenmesi için iksirlerin gerektiğini anlıyordu. Hatta babasının çiçekleri yetiştirmek, depolamak için kullanmış olduğu depo evinden bile büyüktü. O kadar işkolik biriydi Beak-Go. 
Deniz kenarına nihayet ulaştığında orada yere uzanmış birinin olduğunu fark etti. Alnının ortasındaki dalgalı dövmeler ilk dikkatini çeken şey olmuştu Krinto'nun. Tedirgin olsa da adamın yanına yaklaşarak "İyi misiniz?" diye sordu. 
Adam birden ilkilerek ayağa kalktı ve sol elini arkaya saklayarak "E... Evet, iyiyim." dedi.
"Ölmüş olabileceğini düşünmüştüm." dedi adama son bir kez bakarak. Ardından denizin kenarındaki bitkilere bir göz gezdirdi. Güzel bir bitki bulduğunda onu aldı ve yanında getirdiği sepete koydu. "Burada ne yapıyorsun sen?" diye sordu merak ederek.
Adam hala kolunu saklarken "Dinleniyorum, deniz beni rahatlatıyor." dedi. "Sen ne arıyorsun burada?"
"Gango bitkisi." dedi Krinto bitkilere bakmaya devam ederken. "Babam bunların kökünden güzel iksirler yapabiliyor. Bu sıralar askerlerin ihtiyacı oluyor bunlara."
"Evet, haklısın." dedi adam.
Krinto en sonunda merakına yenik düşerek "Ne saklıyorsun sen arkanda?" diye sordu.
"Bunu... Bilmek istemezsin." diye yanıt verdi adam.
"Peki." dedi umursamayarak, bir bitki aldıktan sonra adama sol elini uzattı. Bu bir numaraydı aslında, elinde olan şeyi görmek için elini uzatmıştı. Adam da refleks olarak sol elini uzattığında Krinto adamın elinin kıpkırmızı olduğunu fark etti. Korkarak birkaç adım geri attı. Ürkmüş bir halde ona bakarak "Nesin sen?" diye sordu.
Adam tekrar elini arkaya saklayarak "Üzgünüm, bunu görmemen gerekiyordu..." dedi pişman bir halde. "Bunu kimseye anlatmayacağına söz vermelisin. Tamam mı?"
"Ne oldu eline?" diye sordu inatla merakının üzerine giderek.
"Bilirsin, bazıları şuan bilinen büyülerin geliştirilebileceğini söylüyorlar." diye yanıt verdi adam hala tedirgin bir şekilde. "Bazıları ise bunun tehlikeli olabileceğini söyler. Ben insanlarımızın huzurunu korumaya çalışan bir askerim ve her şeyimi riske atmaya hazırım. Şimdiki büyülerimizin bir işe yaradığı yok. Ejderha tanrısı yanımızda değil. Biz de durup yaratıkların bizi alt etmesini izleyemeyiz. Değil mi? Bu yüzden birimizin büyüleri güçlendirmesi gerek."
"Şey..." dedi Krinto tereddüt ederek. "Bazı yaratıkların büyüye karşı koyabildiğini duydum. En azından şuanki büyülere. Yetersiz kaldığının söylentisini de duymuştum ama yine de bunu geliştirmeye çalışmak, lanetlenmene sebep olabilirmiş. Çünkü ejderha tanrısı bize bir armağan verdi, bu büyülerin değerini bilmeyip oynamaya kalkarsak hiç yüzümüze bakmayacak."
Adam kafasını salladı "Evet, ama dediğim gibi, her şeyimi riske atmaya hazırım." dedi. "Bu elim, ateş hayaleti denilen bir büyüyü yapmaya çalışırken bu hale geldi. Artık elim eskisi kadar hassas değil gibi, deniz suyuna sokarak rahatlamaya çalışıyordum. Tuzlu suyun iyi gelebileceğini söyledi adam bana. Ve her ne kadar büyük bir fedakarlık olsa da, o büyüyü bir türlü beceremedim. Odaklanmam yetmiyor, bir saatin sonunda bir ateş oluşturabildim ama etrafımda 5 saniye döndükten sonra havaya karışarak söndü. Neden böyle oldu bilmiyorum."
"Ama bu... Kara büyü. Kara büyüden bahsediyorsun sen, bu çok tehlikeli." dedi Krinto onu ayıplayarak.
"Biliyorum, kara büyü şeytanların icadı bir şey." diye yanıtladı adam. "Ama eğer yeterince güçlüyse onlara karşı kullanabiliriz. Ama yine de zor olacak. Çünkü kara büyü yapma yolunda giden insanların kötü yola saptığı söyleniyor. Gücü bulan insanlar, şeytanlar tarafından kolayca kendi taraflarına çekilebiliyor çünkü."
Ne diyeceğini bilemiyordu Krinto. Adamı bu yoldan döndürmek istiyordu, kendini riske atmaya değmezdi çünkü. Söyleyecek bir şey bulamadı. Eğilerek son gango bitkisini de aldıktan sonra bu sefer sağ elini uzatarak "İyi şanslar o zaman." dedi.
"Teşekkürler." dedi o da elini uzatarak.
Krinto yürümeye başladı. Birkaç adım attıktan sonra geri dönerek "Adın neydi bu arada?" diye sordu.
"Gosrado." diye yanıtladı adam. Kız da başını sallayarak arkasını döndü ve şehre geri dönmek üzere yoluna devam etti. Ama bütün gece aklında Gosrado vardı, çünkü ilk defa kara büyüye kalkışan biriyle yüz yüze konuşuyordu. Lanetlendikleri doğruymuş demek! - diye geçirdi içinden. Halası bir şamandı, ona birkaç büyüyü öğretmişti ancak pek de beceremiyordu. Yine de kara büyüye kıyasla çok daha kolay büyülerdi bunlar. 
Adamı düşündü sürekli. Neler olacaktı ona? Yolundan vaz geçecek miydi, yoksa diğer elini de mi kaybedecekti?
...
Okuduğunuz için teşekkürler. Olabildiği kadar devam etmeyi planlıyorum. Yorumlarınızı eksik etmeyin.

Cevap bulunamadı.