alexa
XCom 2
XCOM 2 sonunda oyun severler ile buluşuyor. Dünya devlerinin uzaylı güçlere karşı sundukları imkanlardan bu yana yirmi yıl geçti ve dünya tamamıyla değişti. XCom 2 satin alma isleminizden sonra, Xcom 2 steam cd key olarak hemen teslim edilmektedir.
251
XCom 2 (İnceleme)
Kubilay A.
6 Mayıs 2016 14:17

Zira çıkışı 1994 yılına dayanan UFO: Enemy Unkown (Kuzey Amerika’da X-COM: UFO Defense adıyla çıktı ve daha sonra seri X-COM adıyla devam etti) günümüze ancak bu kadar güzel uyarlanabilirdi sanırım. XCOM: Enemy Unknown adıyla yeniden doğan seri, kısa bir süre içinde XCOM: Enemy Within adında bir de ek pakete kavuştu; böylece Firaxis, sağlamından kurduğu temellerin üzerine güzelinden bir de kat çıktı... Eğer bu iki versiyondan herhangi birini oynadıysanız XCOM serisinin o pek meşhur “Ironman” moduna da aşinasınızdır. Bu modda sadece tek bir kayıt slotunuz mevcut ve haliyle bir askeriniz uzaylılardan birinin attığı lazere kazara kafa atarsa oyunu geri yükleyip o askerinizi kurtarma gibi bir şansınız yok. Eh, XCOM’un zorlu ve oyuncunun gözünün yaşına bakmayan yapısını da düşünürsek Ironman oyuncularının bir çoğunun oyunlarının hüzünlü bir şekilde yenilgiyle sona ermesi kaçınılmaz bir durum. 

XCOM: Enemy Unkown ve Enemy Within’de mücadelesini verdiğimiz o savaşı kaybetmiş durumdayız oyunun daha başında. XCOM projesi ve projeyi destekleyen konsey dağılmış, ekibimizin bir kısmı ölmüş, bir kısmı ele geçirilmiş, sağ kalan bir avuç elemansa gizlenmekte... Bu sırada uzaylılar karşılarındaki en büyük engel ortadan kalkınca iyiden iyiye insanlığı asimile etmeye başlamış. Gen klinikleri, dostane bir gülüş ve “biz aslında size yardım etmeye gelmiştik” kisvesi altında ADVENT adını alarak insanlık üzerindeki deneylerine devam etmekteler... Durum çok vahim anlayacağınız. Ancak neyse ki “gizlenmekte” olan bir avuç eski XCOM üyesinin bunun böyle devam etmesini izlemeye hiç niyeti yok. Bu yüzden de o büyük yenilginin 20 yıl sonrasında, aldıkları bir istihbarat doğrultusunda son bir umutsuz operasyona girişiyorlar. İşte bu noktada resme biz dahil oluyoruz. 20 yıl önce XCOM birliklerini yöneten kumandan olarak bir kez daha bir avuç elit askerin yönetimini ele alıyor ve bu sefer gölgelerden savaşarak dünyamızı geri almaya çalışıyoruz.
 

“Gölgelerden savaşarak” derken şaka yapmıyorum. Önceki oyunlarda düşmanın nereden çıkacağını bilmeden haritayı karış karış uzaylı bulmak için arardık da bir anda köşeden başını çıkartan mutonların, sectopodların arasında bulurduk ya hani kendimizi... Şimdi roller tam anlamıyla tersine dönmüş durumda. Hali hazırda bir bölgeye konuşlanmış ya da o bölgeyi korumakta olan uzaylılar bizim ekibimizin varlığından habersiz bir şekilde devriye gezerken tuzak kurmanın, sürpriz saldırı yapmanın avantajını kullanıyoruz artık XCOM 2’de. Eh, savaşı kaybetmiş olmanın XCOM kaynaklarına indirdiği sağlam darbeden sonra pahalı araştırmaların, MEC zırhlarının falan olmasını beklemiyordunuz herhalde? Haliyle tekrar eski gücüne ve etkisine kavuşana kadar eldeki kırıntılarla, düşmanınızdan tırtıkladıklarınızla hayatta kalmaya çalışıyorsunuz önce bir süre. “Concealed” modundayken düşman varlığımızdan habersiz olduğu için belli bir bölgeye yerleşip “Overwatch”a yatarak düşmana pusu kurabilmek güzel bir yenilik olmuş. Doğru şekilde kullanabilirseniz bazen turlarca sürecek savaşı daha başlamadan bitirebiliyorsunuz bu sayede. Ancak gizlilik bozulduğunda hayat ciddi anlamda zorlaşıyor. Zira düşmanlarımız artık yerleşik olmanın avantajıyla destek kuvvet çağırabiliyorlar. Üzerinize akın akın yağan düşmanlara karşı tutunmaya çalışmak da zaten yıpranmış bir ekibin sonu olabiliyor zaman zaman.

Görevler çoğunlukla bir zaman limitine sahip. Belli bir tur içerisinde bir noktaya gidip bir terminali hacklemek ya da birini kurtarmak gibi görevler sizi genellikle daha agresif oynamaya zorluyor. Enemy Within’in MELD ile yaratmaya çalıştığı acele etme hissiyatını çok daha başarılı verdiğini söylemeliyim bu görevlerin. Özellikle de belli bir tur içerisinde görev bölgesini terk etmeniz gerekiyorsa tüm takımı belli bir noktaya taşımanın verdiği gerilim muazzam. Zira olur da askerlerinizden geride kalan olursa uzaylılar tarafından ele geçiriliyor ve pek sevgili askerinize tekrar kavuşmanın yolu da onu uzaylılardan kurtarmak için ayrıca bir operasyon düzenlemekten geçiyor. O yüzden çoğunlukla kaçak dövüşerek hızlı bir şekilde görev hedefinizi başarıp, askerlerinizi çıkış noktasına ulaştırmaya çalışacaksınız görevlerin genelinde.Tabii her ne kadar kaçak dövüşüyor ve sınırlı kaynakları yettirmeye çalışıyor olsak da, eninde sonunda operasyon aralarında rahatlayacak, askerlerimizin yaralarını saracak ve ekipmanlarımızı geliştirecek bir yere ihtiyacımız var, değil mi? Bu sefer yer altında sabit bir üs yerine, ilk oyundaki baş mühendisimiz Shen’in bize veda hediyesi olarak bıraktığı “Avenger”ı üssümüz olarak kullanıyoruz. Aslen direniş güçlerinin ele geçirdiği bir uzaylı gemisi olan Avenger’ın mühendislik geliştirmelerini ise artık aramızda olmayan Shen’den kızı devralmış durumda. Araştırmasını yaptığınız silahları, zırhları ve gemiyle ilgili geliştirmeleri yaptıracağınız zaman başvurduğunuz bu yeni “Shen” de eskisini aratmıyor doğrusu.
 

Daha önceden oyunu kaybetmek için konseydeki ülkelerden 8 tanesinin desteğini XCOM projesinden çekmesi gerekiyordu hatırlarsanız. Artık herhangi bir konsey söz konusu olmadığı için oyunu kaybetmek için gereken şartlar da değişmiş durumda. Çok detayına girmeden, yüzeysel bir şekilde bahsedecek olursam yeni “Game Over” ekranımız uzaylıların yürüttüğü Avatar Projesi’nin tamamlanmasına bakıyor. Sık sık bu projenin hızlanması için adımlar atan uzaylıların amacına ulaşmasını engellemek için de dünyanın çeşitli bölgelerine operasyonlar düzenleyip, projeyi baltalamamız gerekiyor. Bir bölgede operasyon yapabilmek için ise öncelikle civardaki direniş güçleriyle irtibata geçmiş olmak gerekiyor. İlk oyunda nasıl ki uydu fırlatıp ülkelerin desteğini alıyorsak bu sefer de söz konusu direnişe yardım edip radyo kuleleri dikerek etki alanımızı arttırıyoruz. Açıkçası ilk oyunda bir ülkeyi kaybetmenin moral açısından çok daha ciddi sonuçları olduğundan (ve hele ki yüksek zorluk seviyelerinde siz isteseniz de istemeseniz de bir şekilde gerçekleştiğinden) bu konsepti daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Ancak bu sizi oyunun daha kolay olduğu konusunda aldatmasın. Genel kontrol bir nebze daha rahat hissettirse de XCOM 2 sizi yine çeşitli zorlu seçimlere ve kısıtlamalara maruz bırakmakta gözünü sakınmıyor yine. Özellikle “Dark Event” olarak adlandırılan durumlara zamanında müdahale edemezseniz aylık gelirinizin yarıya kesildiğini ya da Avenger’ın peşine düşecek avcıların başınızı ağrıtması muhtemel.

Gel gelelim, üs kısmı stratejik seçimleri yaptığımız tek kısmı değil oyunun. Avenger’ı geliştirip güçlendirirken bir yandan da sahaya inecek askerlerimizin güvende olduğundan emin olmak gerekiyor. Askerlerin sınıfları da geçen 20 yılda birleşip değişerek daha dinamik bir hal almışlar. Heavy artık yine ağır makineli silahları olan ama roket atarının yerine bomba atar almış Grenadier olmuş mesela. Support sınıfı tedavülden kalkmış, onun yerini yanında gezen drone’unu takım arkadaşlarını desteklemek için kullanabilen ya da düşmana agresif bir şekilde yöneltebilen Specialist gelmiş. Artık karşımızda daha çok robotik düşman olduğu için hackleri de ayrıca kıymetli üstelik. (ki emin olun, ağır zırha sahip robotlarla karşılaştığınızda grubunuzda sağlam bir specialist olmasına çok sevineceksiniz) Sniper, Sharpshooter adını almış. Artık “yürüdüğü için turu boş geçecek karakter” olmaktan çıkıp süper iş yapan bir altı patlar katmış cephaneliğine. Ki tabancaların önceki oyunda ne kadar etkisiz kaldığı ve bu sefer ne kadar geliştirildiği düşünülürse çok yerinde bir seçim olmuş bu. Ve son olarak, Assault sınıfı muhteşem Ranger’a dönüşmüş. 

Dürüstçe söyleyeyim, açık ara farkla Ranger benim favorim haline geldi. Uzak mesafede shotgun, yakın mesafedeyse koca bir bıçak kullanan bu sınıf, muhtemelen en çok uzaylı öldürecek askerlerinizin dahil olduğu sınıf olarak karşımıza çıkıyor. Bütün bunlara ek olarak ilerledikçe açılan psişik güçler de askerlerin hali hazırdaki sınıflarına entegre olmak yerine apayrı bir sınıf ve yetenek ağacıyla karşımıza çıkıyor. Çok daha geniş bir yetenek yelpazesine sahip olmalarının yanında yeteneklerinin rastgele açılması ve savaşmak yerine araştırma yaparak güçleniyor olmaları da ayrı bir hava katmış bu sınıfa. Ha, bir de ilk oyunda sahip olmadığımız bir lüks ile Guerilla Tactics School sayesinde yeni askerlerin hangi sınıftan yetişmesini istediğimizi seçebiliyoruz. Kısacası Sharpshooter eksiğiniz varsa “şunu 5 gün eğitelim de Sharpshooter olsun” diyebiliyorsunuz yani. (Bunun için askerin hali hazırda bir sınıfa sahip olmaması lazım tabii) “Bu bana yetmedi, daha da çok ayar çekmek istiyorum askerlerime” diyorsanız, diğer sınıflardan sinerji alabilmenizi sağlayan bir askeri binayla onu da yapabildiğinizi eklemek istiyorum bu noktada.

Bizim askerler marifetlerine marifet katarken uzaylılar da boş oturmamış, kendi ordularına sağlamından bir güncelleme çakmışlar. Uzaylı güçlerinin yeni bel kemiği ADVENT erleri ve subayları. Dış görünüş olarak insana en yakın uzaylı gücü olan bu tiplerle bol bol karşılaşacaksınız ve doğruyu söylemek gerekirse çok bir numaraları da yok doğrusu. Mermiyi basın geçin, asıl numara diğer uzaylılarda... Muhtemelen ilk fark edeceğiniz şey minik eski dostlarımız Sectoidlerin boş zamanlarında boy attıkları ve psişik yeteneklerini bir hayli geliştirdikleri olacak.
 

Bu kadar şey saydım saymasına da, hâlâ sadece yüzeyini kazıyabilmiş durumdayım oyunun. Daha silahların modlanabilirliğinden, askerlerinizin her birini tek tek kişiselleştirebilme özelliklerinden, en başarılı ve iyi askerlerinizin aranıyor ilanlarının çeşitli holo-panolarda çıkmasından, savaş alanında yarattığınız yıkımın ilk oyundan çok daha direkt bir etki gösterdiğinden ve daha nice detaydan bahsetmedim bile. Ve doğrusunu isterseniz bahsetmeme çok da gerek de yok. Eğer XCOM serisinin takipçisiyseniz bu yazının sizin için cevaplaması gereken tek bir soru vardı: Önceki oyunun üzerine çıkabilmiş mi? Eğer hâlâ yeterince belli olmamışsa direkt cevabı vereyim: Evet, hem de her anlamda! Fiyatı Türkiye şartlarına göre biraz bel bükücü olsa da, XCOM 2 kesinlikle 2016 yılının ilk büyük hiti olmayı fazlasıyla hak ediyor. Şahsen ben XCOM: Enemy Unknown / Enemy Within ayarında bir oyuna daha razı olabilecekken onun kat kat üzerine çıkabilmiş olmasıyla fazlasıyla tatmin oldum XCOM 2’den, sizin de olacağınıza eminim.

Cevap bulunamadı.